BİYOTEKNOLOJİDE MİKROORGANİZMALAR VE RİSK DEĞERLENDİRME ÇALIŞTAYI DÜZENLENDİ
Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından düzenlenen "Biyoteknolojide Mikroorganizmalar ve Risk Değerlendirme Çalıştayı", 18 Şubat 2026 tarihinde Ankara'da TAGEM Konferans Salonu'nda gerçekleştirilmiştir. Çalıştayda; biyoteknolojide mikroorganizmalar, risk değerlendirmesi ile ülkemiz ve Avrupa Birliği'ndeki uygulamalara ilişkin konular ele alınmıştır. Çalıştayda, yem ve gıda başta olmak üzere biyoteknoloji konusuyla ilgili sivil toplum kuruluşları (BESD-BİR, TÜYEKAD, TGDF, GIDABİL), akademisyenler, özel sektör temsilcileri bir araya gelmiştir. Çalıştaya Birliğimizi temsilen Başkanımız M. Ülkü Karakuş, Genel Sekreterimiz Dr. Serkan Özbudak ile Genel Sekreter Yardımcımız Kamile Savaş katılım sağlamıştır.
TAGEM Genel Müdürü Sayın Dr. Mustafa Altuğ Atalay'ın açılış konuşmaları ile başlayan etkinlikte, TAGEM / Hayvan Sağlığı Gıda ve Yem Araştırmaları Daire Başkanı Dr. Erkan Taçbaş tarafından “Ülkemizde 5977 Sayılı Biyogüvenlik Kanunu Kapsamında Onay Süreçleri”, AB Türkiye Delegasyonu / Tarım ve Gıda Güvenliği Politikaları Sorumlusu Nermin Kahraman tarafından “Avrupa Birliği'nin Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Mevzuatı”, TAGEM / Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Fatma Gül Maraş Vanlıoğlu tarafından ise “TAGEM Tarımsal Biyoteknoloji Çalışmaları” konularında sunumlar yapmışlardır.
Başkanımız M. Ülkü Karakuş ise “Biyogüvenlik Mevzuatının Yem Sanayisine Etkileri” başlıklı sunumunu gerçekleştirilmiştir.
Başkanımız sunumunda;
Türkiye'nin karma yem üretiminde dünyada 7., Avrupa Birliği'nde ise 1. sırada yer aldığı vurgulandı. Son 20 yılda hububat üretiminin %12, yağlı tohum üretiminin %61 ve karma yem üretiminin %325 oranında arttığı ifade edildi.
Sunumda öne çıkan en kritik verilerden birisi, Türkiye'nin yem hammaddesi üretiminin %55'ini ithal kaynaklardan karşıladığı ve toplam yem hammaddesi ithalatının %66'sının transgenik ürünlerden oluştuğu bilgisi oldu. 2025 yılı verilerine göre transgenik olması muhtemel ürünlerin ithalatı (mısır, soya fasulyesi, soya küspesi, mısır türevleri ve DDGS dahil) toplam 11,36 milyon tona ulaşmıştır. Karakuş, "Türkiye'de üretilen karma yemlerin neredeyse tamamı GDO'ludur" ifadesini kullanarak sektörün mevcut durumuna dikkat çekti.
Dünyada 700'den fazla, AB'de 300'den fazla biyoteknolojik ürün onaylıyken, Türkiye'de bu rakamın yalnızca 36 ile sınırlı kaldığı ve bunların tamamının yem amaçlı olduğu belirtildi. Sunumda, 2009 yılından bu yana yaşanan GDO mevzuatı krizleri kronolojik olarak ele alındı: 2009'da GDO Yönetmeliği'nin geçiş süresi verilmeden yürürlüğe girmesiyle yem hammaddesi taşıyan gemilerin açıkta beklemesi, beyaz et sektörünün tıkanma noktasına gelmesi, 2010'da Biyogüvenlik Kanunu'nun yayınlanmasının ardından biyoteknoloji firmalarının ağır ceza hükümleri (5-12 yıl hapis) nedeniyle başvuru yapmaktan kaçınması ve 2022'de Danıştay'ın MON810 kararıyla yeni bir krizin ortaya çıkması gibi önemli dönüm noktaları detaylı şekilde aktarıldı.
Türkiye'nin dünyada GDO ihlali için hapis cezası uygulayan tek ülke olduğu vurgulanan sunumda, 50-60 firmanın kasıtsız ihlallerden dolayı savcılığa şikayet edildiği, onaylamama veya onaylardaki gecikmelerin ülkeye yıllık 7 milyar TL zarar verdiği ifade edildi.
Sunumda beş temel çözüm önerisi sunuldu:
- Çözüm 1: Onaylama sürecindeki transgenik ürünlerin ivedilikle onaylanması.
- Çözüm 2: AB'de insan gıdası olarak kabul edilen transgenik ürünlerin Türkiye'de yem olarak otomatik onaylanmasına yönelik mevzuat değişikliği yapılması ("Avrupa Birliğince onaylanan GDO ve ürünleri, bu yönetmelik kapsamında onaylı kabul edilir" hükmünün eklenmesi).
- Çözüm 3: Bulaşan seviyesinde (%0,9 ve altı) onaysız transgenik ürün tespit edilmesi durumunda savcılığa suç duyurusunda bulunulmadan önce Bakanlık komisyonunun görüşünün alınması.
- Çözüm 4: Devam eden davalarda mahkeme ve hukukçulara Bakanlıkça teknik bilgilendirme yapılması.
- Çözüm 5: Biyogüvenlik Kanunu'na bulaşan tanımının genişletilmesi ve %0,9 altındaki GDO tespitlerinin doğrudan GDO olarak değerlendirilmemesine yönelik kanun ve yönetmelik değişikliği yapılması.
Öğleden sonra oturumunda ise aşağıdaki şekilde oluşturulan 5 farklı çalışma grubunda çalışmalar yapılmıştır:
- "Mikroorganizmalar: Fayda–Risk Dengesi"
- "Görünmeyen Aktörler, Gerçek Riskler"
- "Kontrol Edilebilir mi? Mikrobiyal Sistemlerde Belirsizlik"
- "Bilinenler, Bilinmeyenler ve Regülasyonlar"
- "Risk İletişimi ve Kamu Güveni: Bilimsel Değerlendirmeden Sahaya"
Çalıştay, Türkiye'nin biyogüvenlik ve transgenik ürünler alanındaki mevcut durumunu tüm boyutlarıyla ele alan kapsamlı bir platform olmuştur. Kamu kurumları, sektör temsilcileri, akademisyenler ve ilgili diğer paydaşların bir araya geldiği çalıştayda; biyogüvenlik mevzuatının güncellenmesi ihtiyacı, AB ile uyum sürecinin hızlandırılması, sektörün karşı karşıya kaldığı hukuki ve ticari sorunlar ile risk değerlendirme süreçlerinin iyileştirilmesi konuları derinlemesine tartışılmıştır.
Beş ayrı çalışma grubunda ele alınan temalar aracılığıyla mikroorganizmaların fayda-risk dengesi, mikrobiyal sistemlerde belirsizlik yönetimi, regülasyon eksiklikleri ve risk iletişimi konularında katılımcıların görüş ve önerileri derlenmiştir. Çalıştay, Türkiye'nin biyogüvenlik politikalarının bilimsel temelli, sektör ihtiyaçlarına duyarlı ve uluslararası standartlarla uyumlu bir şekilde güncellenmesi gerektiği mesajını net bir şekilde ortaya koymuştur.


