“ÜLKEN İÇİN ÜRET PANELİ”NE KATILDIK



“ÜLKEN İÇİN ÜRET PANELİ”NE KATILDIK

“ÜLKEN İÇİN ÜRET PANELİ”NE KATILDIK

Anadolu İzlenimleri Dergisi ve Ankara Üniversitesi işbirliği ile 28 Kasım 2022 tarihinde gerçekleştirilen “Ülken İçin Üret Paneli” , FAO Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Necdet Ünüvar ile Tarım ve Orman Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, üreticiler, akademisyenler ve öğrencilerin katılımları ile gerçekleştirilmiştir. Panelde, tarımsal üretimin önemi, karşılaşılan zorluklar, tarım politikaları, kırsal kalkınma, hayvansal üretim konuları ele alınmıştır.

Söz konusu panelin birinci oturumunda Başkanımız M.Ülkü Karakuş panelist olarak yer almıştır. Sn. Karakuş konuşmasında;

  • Ülkemizin esasen 40 yıl önce serbest pazar ekonomi modeline geçtiğini, ancak son zamanlarda girişimci güç konusunda bazı kafa karışıklıklarının bulunduğunu,
  • Üreticinin üretimden çekilmesinin bir ülke için en büyük sarsıntı olacağını,
  • Üreticinin zarar ettiğini, bu kişilerin üretimde kalması için kazancının korunması gerektiğini,
  • Üreticilerimizin pandemiden bu yana zor şartlarda da olsa hem ülkemiz hem de dünya için üretim yaptığını,
  • Hayvansal gıda üretiminde en büyük maliyet kaleminin yem olduğunu, yem maliyetlerinin de hammadde fiyatlarına bağlı olarak yükseldiğini, son birkaç aydır hammadde fiyatlarında artış olmadığı için yem fiyatlarında da artış olmadığını,
  • Son zamanlarda yaşanan Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle, Türkiye’nin uluslararası tedarik zincirinde bir merkez haline geldiğini,
  • Un, makarna, yumurta, tavuk eti, yem gibi ürünlerde kurulu kapasitenin yüksek olduğunu ve bu durumda ihracatın önlenmesinin yurtiçi fiyatların düşürülmesi için bir çözüm sağlamayacağını,
  • Tarım politikalarından dolayı bugün et ihtiyacı arttığında et ithalatına başlanmasının sektöre darbe vuracağını,
  • İnsanların alım gücünün arttırılmasının önemli olduğunu dile getirmiştir.

 

FAO Orta Asya Bölge Koordinatörü ve Türkiye temsilcisi Viorel Gutu:

Dünya nüfusunun 8 milyara ulaştığını, 3,1 milyar insanın sağlıklı beslenme konusunda zorluk çektiğini, tarımın tüm dünya için daha da önem kazandığını ve bu nedenle tarım-gıda sistemlerindeki sorunların giderilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Devamında, toprak ve su kaynaklarına sahip çıkmanın önemli olduğunu; daha az kaynakla daha fazla üretim yapılmasının dünyanın gündeminde yer aldığını, tarımın stratejik bir unsur olduğunu ve küçük ölçekli aile işletmelerinin bu anlamda mücadelenin merkezi olduğunu ifade etmiştir.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Necdet Ünüvar:

 İnsanoğlunun paleolitik çağlardan bu yana tarım ve gıda alanında faaliyetlerinin bulunduğunu, son yaşanan Rusya-Ukrayna tahıl krizi, iklim değişikliği gibi gündeme gelen konular vasıtasıyla da tarımın öneminin daha iyi anlaşıldığını, Tahıl krizinde Türkiye’nin ne denli önemli rol oynadığını, tarımda kendine yeterliliğin önemli olduğunu dile getirmiştir. Ülkemizin ulaştığı tarımsal ihracat boyutu da dikkate alındığında, ülkemizin için öneminin de daha iyi anlaşıldığını açıklamıştır.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil;

Üretmek için suya, toprağa, üreticiye ihtiyaç olduğunu, Bakanlığın bu konulardaki çalışmalarının devam ettiğini, kentlerdeki kaynakların daha düşük maliyetle üretimde kullanılmasına yönelik kent tarımı fikrinin ortaya çıktığını ifade etmiştir. Üretimin daha kontrol edilebilir ve verimli olması, arazilerde sulama imkanlarının arttırılması noktasında çalışmalarının devam ettiğini bitkisel ve hayvansal üretimde esas konunun sağlıklı ve sürdürülebilir üretim yapılması olduğunu dile getirmiştir.

Ziraat Bankası Tarım Bankacılığı Bölüm Başkanı Engin Çekici, tarım sektöründe finansman konusunda bilgiler vermiştir. Tarım sektörüne verilen kredilerin yüzde 70’ini Ziraat Bankası tarafından sağlandığını, sadece çiftçilere değil tarım sanayicisine, hayvansal üretim, bitkisel üretim, lisanslı depoculuk vb. gibi sektörlere de kredi verdiklerini, kullandırdıkları kredilerin yüzde 80’inin sübvansiyonlu krediler olduğunu açıklamıştır. Küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesine yönelik bir projeleri olduğunu, küçükbaş hayvan yetiştiricilerin finansman ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik desteklerinin olduğunu, büyükbaş hayvancılık için de projelerinin devam ettiğini bildirmiştir.

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık:

Gıda üretiminin uluslararası öneminden bahsetmiştir. Dünyada herkesin tarım ve gıda üretimini daha iyi yapmak üzere çalıştığını, dünyada tarımsal üretimin %80 oranında küçük aile işletmeleri tarafından yapıldığını ve bu nedenle çiftçilerin daha fazla desteklenmesi gerektiğini, gıda fiyatları arttıkça düşük gelir seviyesindeki ülkeler için ithalatın azaldığını vurgulamıştır. Sn. Selışık, şehirlere göç oranının arttığını, 2050 yılında şehirlere taşınma oranın %80;’e ulaşacağını ve nüfusun 10 milyar olmasının beklendiğini, bu nüfusu beslemek için en az %60 üretim artışı sağlanması gerektiğini ifade etmiştir. Çiftçilerin kırsalda kalması için en önemli etkenin kadınlar olduğunu,  bu nedenle kırsalda üretimin sürdürülebilmesi için öncelikle kadınların ihtiyaçlarını anlamak ve buna yönelik çözümler üretmek gerektiğini dile getirmiştir.

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Başkanı Yıldıray Gençer:

Ülkemizde 1 milyon 250 bin ton sertifikalı tohum üretildiğini, bu miktarın ihtiyacımızın üçte birini karşılayabildiğini, ülkemizde yaklaşık 2,5-3 milyon ton sertifikalı tohuma ihtiyaç olduğunu, şu an sektörde 1064 özel firma bulunduğunu bu firmaların %94’ünün yerli firma olduğunu ifade etmiştir. Sertifikalı tohumun verimli bir üretim için önemini vurgulamıştır.

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü Dr. Mehmet Hasdemir:

Ülkemizin tarım arazisi varlığı açısından dünyada 31inci sırada olduğunu, meyve üretiminde altıncı, sebze üretiminde dördüncü sırada olduğumuzu, sertifikalı tohum kullanımı ile üretim verimlerimizin arttığını, mısır üretiminin 8,3 milyon ton ile rekor seviyeye ulaştığını, yapılan çalışmalar sayesinde nadas alanlarımızın azaldığını, hayvansal üretimde de güçlü bir üretimimiz olduğunu, beyaz et ihracatının yüksek olduğunu ve su ürünleri ihracatımızın da 1,4 milyar dolara yükseldiğini açıklamıştır. Sn. Hasdemir, üreticilerin pazarlama sorunu konusunda sözleşmeli tarımın faydalı olabileceğini ve bu konudaki çalışmalarının sürdüğünü belirtmiştir.

Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever:

Tarımsal üretimde suyun etkin kullanımın önemine değinerek, iklim değişikliği etkisinin en çok su kaynaklarına etki ettiğini, 2100 yılına yönelik modellemelerde su kaynaklarımızın %25 azalacağına dair öngörüler bulunduğunu, su olmadan gıda arzının da mümkün olmayacağını ve bu nedenle suyun optimum kullanımına önem verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.  Sn. Sever,  Su Yönetimi Genel müdürlüğünün projeksiyonlar yaparak su tahsis planları hazırladığını, içme duyu şebekelerinde yaklaşık %33 kayıp olduğunu bu kaybı %25’e çekmek için belediyelerle birlikte çalışmalarının devam ettiğini bildirmiştir.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürü Dr. Mehmet Yurdal Şahin:

Tarım ve tarımsal sanayi sektörüne uygulanan teşvikler konusunda bilgi vermiştir. Yatırım teşviklerinin bölgesel gelişmişlik farkları gözetilerek verildiğini, az gelişmiş bölgelere daha çok teşvik verildiğini, Bingöl’de bulunan büyük bir tarımsal sanayi yatırımının şehir ekonomisine katkısının %60 olduğunu ifade etmiştir.

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof.Dr. Cengiz Sayın:

Kırsal kalkınma konusunda görüşlerini paylaşmıştır. Öncelikli olarak küçük aile işletmelerinin hukuksal olarak tanımlanması gerektiğini, 15-25 arası gençlerin köyde kalmaları için en büyük etkenin ekonomik koşullar olduğunu,  tarımda yapısal sorunların giderilmesi gerektiğini,  önümüzdeki 10 yıl için yeni bir tarım politikası geliştirilmesi gerektiğini dile getirmiştir.

Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Koçak ülkemizdeki hayvancılık politikaları ve mevzuatlar konusunda bilgi vermiştir. Son zamanlarda motorin, elektrik, asgari ücret gibi girdilere yem maliyetinden daha fazla zam geldiğini, tarımsal desteklerden faydalanan yetiştiricilerin yaş ortalamasının 57 olduğunu, tarımla uğraşan genç nüfusun kalmadığını, desteklerden faydalanan çiftçilerden sadece 5’te birinin 40 yaş altında olduğunu açıklamıştır.

Adana DSYB Başkanı Yaşar Kahya:

Süt üretiminde çiftçilerin karşılaştıkları zorluklara dikkat çekerek üretici zarar ettiği için Adana bölgesinde son birkaç ay içerisinde 20’ye yakın süt işletmesinin kapandığını, tarımda çiftçilerin örgütlenmesi konusunda sıkıntılar olduğunu dile getirmiştir.

 

Atasancak Tarım Genel Müdürü İsmail İlker Kocaer:

Yetiştirici açısından hayvansal üretimde yaşanan sıkıntıları dile getirmiştir. Sn.Kocaer, yerli ırklardan kültür ırklarına geçiş ile hayvancılıkta verimin arttığını, tarımda en büyük kaynağın genç nüfus olduğunu ve buna önem verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Panel katılımcıları arasında yer alan çiftçiler, bulundukları bölgelerde çiftçilikle uğraşan genç nüfusun çok az olduğunu, bu dönemde kırsalda üretim yapmanın karlı olmadığını dile getirmiş, kendilerine avantajlı finansman imkanlarının sağlanmasını, kamu tarafından verilen mazot-gübre-tohum vb. desteklerin zamanında verilmesini yetkililerden talep etmişlerdir.